| Çökertme'den çıktım da Halil’im aman başım selâmet
| Salí de Çökertme, mi Halil, mi cabeza está a salvo
|
| Bitez’de yalısına varmadan Halil’im aman koptu kıyamet
| Antes de llegar a su mansión en Bitez, mi Halil, estalló el apocalipsis.
|
| Halil’in kıyılara yeni ziyareti
| La nueva visita de Halil a las costas
|
| Karakola giremedi ve yok ihaneti
| No pudo entrar a la comisaría y no hay traición
|
| Sevgisi bitmedi önemli iffeti
| Su amor no ha terminado, su importante castidad.
|
| Kalbini verdiği Gülsüm'ü göremedi
| No pudo ver a Gülsüm, a quien le entregó su corazón.
|
| Gözleri gülemedi hikâyesi yarım
| Sus ojos no podían sonreír, su historia es la mitad
|
| Gülsüm'ün gözleri herkese çakır
| Los ojos de Gülsüm pican a todos
|
| Sevda hikâyeleri hep yarım kalır
| Las historias de amor siempre quedan inconclusas.
|
| Gönüller yazık ki tam takır
| los corazones estan tristes
|
| Kalbini yaktılar herkesin kolcular
| Quemaron tu corazón los guardabosques de todos
|
| Dostları da dedi ki kurşunu saçalım
| Sus amigos también dijeron, vamos a esparcir la bala
|
| Açılan o teknede boş kaldı artık
| Ese bote que se abrió ahora está vacío
|
| Bu karanlık yollarda boş kaldı artık
| Estos caminos oscuros ahora están vacíos
|
| Kaymakam acımasız
| El gobernador es brutal
|
| Bitez’de yalısı
| Mansión en Bitez
|
| Çok vardı adamı ve çok vardı parası
| Tenía muchos hombres y tenía mucho dinero.
|
| Bir mermi yarası, bir hançer yarası
| Una herida de bala, una herida de daga
|
| Dağlandı gönlünde Gülsüm'ün yarası
| La herida de Gulsum está grabada en su corazón.
|
| Gidiyorken geliyorken iki kıyı arası
| Entre las dos orillas al ir y venir
|
| Gülsüm'ü kaçırmıştı bir çavuşun karısı
| La esposa de un sargento había secuestrado a Gülsüm.
|
| Kaçıyorken Selamoğlu kovaladı onları
| Mientras corrían, Selamoğlu los persiguió.
|
| Eskiler de kaçırırken Mastika rakısı
| mastika raki
|
| Aslında çavuş da zulaladı da onu
| De hecho, el sargento también lo escondió.
|
| Kaçıyorken kolcular yaraladı da onu
| Mientras huía, los guardias lo hirieron
|
| Burası da Aspat Değil Halil’im aman Bitez Yalısı
| Este lugar no es Aspat, soy Halil, sino Bitez Mansion
|
| Ciğerime ateş saldı, telli kurşun yarası
| Prende fuego a mis pulmones, herida de alambre herida
|
| Gidelim gidelim Halil’im Çökertme'ye varalım
| Vamos, vamos, mi Halil, lleguemos a Çökertme
|
| Kolcular gelirse Halil’im nerelere kaçalım
| Si vienen los guardabosques, ¿adónde debemos huir, mi Halil?
|
| Halil’in kıyılara yeni ziyareti
| La nueva visita de Halil a las costas
|
| Karakola giremedi ve yok ihaneti
| No pudo entrar a la comisaría y no hay traición
|
| Sevgisi bitmedi önemli iffeti
| Su amor no ha terminado, su importante castidad.
|
| Kalbini verdiği Gülsüm'ü göremedi
| No pudo ver a Gülsüm, a quien le entregó su corazón.
|
| Gözleri gülemedi hikâyesi yarım
| Sus ojos no podían sonreír, su historia es la mitad
|
| Gülsüm'ün gözleri herkese çakır
| Los ojos de Gülsüm pican a todos
|
| Sevda hikâyeleri hep yarım kalır
| Las historias de amor siempre quedan inconclusas.
|
| Gönüller yazık ki tam takır
| los corazones estan tristes
|
| Tam takır boşaltılır da bazen
| Está completamente vacío, pero a veces
|
| Hayal kırıklıkları yaşanılır
| Las decepciones suceden.
|
| Metanet her zaman başarıdır
| El perdón siempre es éxito.
|
| Müziğin gönüllere ulaşımı
| Llevar la música al corazón
|
| Sevgi ve nefretin karışımı
| Mezcla de amor y odio
|
| Sevginin önemi de can aşımı
| La importancia del amor también
|
| Öyleyse sevgiye zam alalım
| Así que tomemos un aumento en el amor
|
| Affetmek her zaman zaman alır
| El perdón siempre toma tiempo.
|
| Önemli merhamet kazanımı
| Ganancia significativa de compasión
|
| Unutma satırımın yazımını
| No olvides la ortografía de mi línea.
|
| Unutma satırımın yazımını
| No olvides la ortografía de mi línea.
|
| Çizimini kazanımın bitimi bir ayrılık
| El fin de ganar tu dibujo es una ruptura
|
| Kimisi bir ölümle ayrılır
| Algunos se van con una muerte
|
| Kimisi de ihanet hattıdır
| Algunos son la línea de traición
|
| Kimisini havalara sokarken
| mientras pones a alguien en el aire
|
| Bazen kimisine onurunu sattırır
| A veces vende su honor a algunos
|
| Burası da Aspat Değil Halil’im aman Bitez Yalısı
| Este lugar no es Aspat, soy Halil, sino Bitez Mansion
|
| Ciğerime ateş saldı, telli kurşun yarası
| Prende fuego a mis pulmones, herida de alambre herida
|
| Gidelim gidelim Halil’im Çökertme'ye varalım
| Vamos, vamos, mi Halil, lleguemos a Çökertme
|
| Kolcular gelirse Halil’im nerelere kaçalım
| Si vienen los guardabosques, ¿adónde debemos huir, mi Halil?
|
| Tam takır, tam takır
| esta lleno, esta lleno
|
| Gönüller yazık ki tam takır
| los corazones estan tristes
|
| Sevda hikâyeleri hep yarım kalır
| Las historias de amor siempre quedan inconclusas.
|
| Gönüller yazık ki tam takır
| los corazones estan tristes
|
| Tam takır
| esta lleno
|
| Gönüller yazık ki tam takır
| los corazones estan tristes
|
| Tam takır
| esta lleno
|
| Gönüller yazık ki tam takır | los corazones estan tristes |