| Az zamanım kaldı biliyorum
| se que tengo poco tiempo
|
| Anlatmam gerekense çok şey var
| tengo mucho que contar
|
| Dövüyorum duvarları
| Estoy golpeando las paredes
|
| Var git ölüm şimdi, sonra yine gel.
| Ahí va la muerte ahora, luego vuelve otra vez.
|
| Çamurlaşmış bu bedenimde
| En este cuerpo fangoso
|
| Ellerim bir çukurun içinde
| Mis manos están en un agujero
|
| Bu beyaz çarşaf kadar temiz olmadı ki benim dünyam
| No estaba tan limpio como esta sábana blanca que mi mundo
|
| Ağlamayın sakın dostlarım
| no lloren mis amigos
|
| Gidiyorum ben
| Voy
|
| Hoşça kalın…
| Adiós…
|
| Zaman geldi artık gidiyorum
| Ha llegado el momento, ahora me voy
|
| Anlatacak her şey yarım kaldı
| Todo lo que contar queda inconcluso
|
| Gözüm ardı kalan bütün duvarlar
| Todas las paredes que ignoro
|
| Kalkın üstümden gidiyorum
| Levántate, me voy
|
| Acelemiz varmış gibi dostlar
| Es como si tuviéramos prisa chicos
|
| Yaşarken bu deli dünyayı
| Mientras vivo este mundo loco
|
| Her şeye rağmen yaşamayı denedim
| A pesar de todo traté de vivir
|
| Çok sevdim, çok yenildim.
| Amaba tanto, estaba tan derrotado.
|
| Çamurlaşmış bu bedenimde
| En este cuerpo fangoso
|
| Ellerim bir çukurun içinde
| Mis manos están en un agujero
|
| Bu beyaz çarşaf kadar temiz olmadı ki benim dünyam
| No estaba tan limpio como esta sábana blanca que mi mundo
|
| Ağlamayın sakın dostlarım
| no lloren mis amigos
|
| Gidiyorum ben
| Voy
|
| Hoşça kalın… | Adiós… |