| Teleferikle çıktım da yarım saat sıra bekledim bi' daha onları aşağı sallanıp-
| Tomé el teleférico y esperé en la fila durante media hora, una vez más los balanceé hacia abajo.
|
| Ben yürüdüm hiç beklemedim bile
| Caminé, ni siquiera esperé
|
| Ben şişmanım uğraşamam (ha, ha)
| Estoy gordo, no puedo lidiar (ja, ja)
|
| Ya, üç hafta önce falan geldim, ya da bir ay, teleferik arızalıydı, yürüyo'dum,
| O vine hace tres semanas, o hace un mes, el teleférico estaba fuera de servicio, estaba caminando.
|
| hiç çekilmez yani
| entonces es insoportable
|
| Gölge be oğlum, mezarlık falan
| Sé una sombra, hijo mío, un cementerio o algo así.
|
| Çantam varsa
| si tengo una bolsa
|
| Hem kaydı geri dinlemiş olursun, kendisi diyor ki
| Además, escuchas la grabación de nuevo, dice
|
| «Hayatı anlamak için-, hayatı anlamak için-, hayatı anlamak için-»
| «Para entender la vida-, para entender la vida-, para entender la vida-»
|
| Hayatı anlamak için-
| Para entender la vida -
|
| Hayatı anlamak için-
| Para entender la vida -
|
| Kendisi diyor ki: «Hayatı anlamak için, mezarda bol bol zaman geçirdim» | Él mismo dice: «Pasé mucho tiempo en la tumba para entender la vida» |