| Sago Rap’le gelir, 2013'te halen işler demir
| Viene con Sago Rap, todavía funciona en 2013
|
| Büyük yerden emir, siyah ile beyaz arasında bi' yerdeyimdir
| Gran orden de tierra, estoy en algún lugar entre blanco y negro
|
| İki kaşımın arasında bi' bendeyimdir
| Estoy entre mis dos cejas
|
| Bur’da bulamazsan beni geçen senelerimdeyimdir
| Si no puedes encontrarme en Bur, estoy en mis últimos años
|
| Deyim yerindeyse «bulut üzerlerindeyimdir»
| “La nube está sobre mí”, por así decirlo.
|
| Bi' basket topu, bi' pota, sonu smaçlı turnikelerdeyimdir
| Una pelota de baloncesto, un aro, estoy en un torniquete de dunk-end
|
| Yıllarca uğraşıp çıkaramadığım lekelerimdeyimdir
| Estoy en mis lugares de los que no pude deshacerme durante años
|
| Derin düşün, yol derin, kal serin, yola devam edin
| Piensa profundo, el camino es profundo, mantente fresco, sigue adelante
|
| Mişli geçmiş dili çökmüş gelecek zaman tünellerindeyimdir
| Mişli está en los túneles del tiempo del futuro, cuyo idioma está roto
|
| Trenleri Hip-Hop'a boyamak için spray’lerimleyimdir
| Estoy con mis sprays para pintar trenes Hip-Hop
|
| Falanlı filanlı sebeplerin hepsi nefse dair
| Todas estas y otras razones tienen que ver con el alma.
|
| Kalem ucuyla kâğıt gıdıklıyor bak şakacı şair
| Haciendo cosquillas en papel con la punta de un bolígrafo, mira el poeta bromista
|
| Atıp tutar diller ateş topunu, parçalanır camlarım
| Las lenguas lanzan la bola de fuego, mis lentes se rompen
|
| İki-sıfır-bir-üç, kara trenim, aynı yerden kalkışım
| Dos-cero-uno-tres, mi tren terrestre, mi salida del mismo lugar
|
| Kayıp jenerasyonu bulmak için elde fener, ardımda fener alayım
| Tomaré una linterna detrás de mí para encontrar a la generación perdida
|
| Zordan payım varsa, zorlayım
| Si tengo mi parte de dificultades, lo forzaré
|
| Zor mu? | ¿Es difícil? |
| Zor mu? | ¿Es difícil? |
| Bu kadar da zor mu?
| ¿Es tan difícil?
|
| Kabullenmek, ya boş vermek, aldırmamak olur mu?
| ¿Está bien aceptar, ignorar o ignorar?
|
| Zor mu (yeah)? | ¿Es difícil (sí)? |
| Zor mu (yeah)? | ¿Es difícil (sí)? |
| Bu kadar da zor mu (oh)?
| ¿Es tan difícil (oh)?
|
| Kabullenmek, ya boş vermek, aldırmamak olur mu?
| ¿Está bien aceptar, ignorar o ignorar?
|
| Bur’dan kaçacak delik arasam, yok ki
| Si busco un agujero para escapar de Bur, no hay
|
| Kıracak kafa arasan öyle çok ki
| Si estás buscando una cabeza para romper, es tan malo
|
| Bugünün elleri boştu ya yarın
| Las manos de hoy estaban vacías o mañana
|
| Eli dolu gelir mi? | Viene lleno? |
| Ümit varım
| Espero
|
| Kaçacak delik arasam, yok ki
| Si busco un agujero para escapar, no hay
|
| Kıracak kafa arasan öyle çok ki
| Si estás buscando una cabeza para romper, es tan malo
|
| Bugünün elleri boştu ya yarın
| Las manos de hoy estaban vacías o mañana
|
| Eli dolu gelir mi? | Viene lleno? |
| Ümit varım
| Espero
|
| Until my death fuck what they say
| Hasta mi muerte a la mierda lo que digan
|
| Ben 34 yıldır iki ayağımın tam üzerindeyim
| He estado en mis dos pies durante 34 años
|
| Benim iki milyon nedenim var bur’dan soğumam için bebeğim
| Tengo dos millones de razones para refrescarme bur baby
|
| Neyime yarar mutlu olmak için bulduğun bir milyon nedenin?
| ¿De qué sirve tener un millón de razones para ser feliz?
|
| Sen git ve içine saklan elbisenin, miras dedenin
| Vas y te escondes en tu vestido, tu abuelo heredó
|
| Ben kırılgan hislere çarpan sert sözcük
| Soy la palabra dura que golpea sentimientos frágiles
|
| Sagopa Key takıldığında ileriyi gösteren gözlük
| Anteojos que miran hacia el futuro cuando se usa Sagopa Key
|
| Arayıp da bulamadığın nadide kelimeyi içeren sözlük
| Diccionario que contiene la palabra más rara que buscaste y no pudiste encontrar
|
| Üzerine kan sıçramış önlük, T-Shirt'üm jönlük, sakallar fönlük
| Delantal salpicado de sangre, mi camiseta un babero, la barba una blusa
|
| Üzerime ağır gelirken dünlük, yazmam gereksiz günlük, insan tek kelimeyle
| Si bien ayer me pesa mucho, no necesito escribir el diario, en una palabra humano
|
| bugünlük
| para hoy
|
| Ve bende her şey aynı ton; | Y en mí todo es el mismo tono; |
| ne bir koyu, ne bir açık
| ni una oscuridad ni una luz
|
| Hâlâ kafam olabildiğine dolu kaçık, uçuk çibancık
| Todavía mi cabeza está tan llena como puede estar
|
| Aslanı kediye boğduranların içine bir düştüm ki sorma
| Me enamoré de los que hicieron que el león se atragantara con el gato, no preguntes
|
| Kabullenmek, e boş vermek, aldırmamak olur mu? | ¿Está bien aceptar, ignorar, ignorar? |
| Olmaz!
| ¡Imposible!
|
| Hep bir şeyler tersler, ters giderler
| Algo siempre sale mal, salen mal
|
| Alınması gereken dersler varken sınıf tenhaca
| La clase está aislada mientras hay lecciones que aprender.
|
| Yılan gibi yalanlar onların üzerinde yaşadıkları oyun
| Mentiras como serpientes son el juego en el que viven
|
| Peki ya onlara galip gelen gerçekçilik payım (ha)?
| ¿Qué pasa con mi parte de realismo que los ganó (eh)?
|
| Uzunca bir trenim ve kışlar soğuk raylardayım (fuck what they say)
| Soy un tren largo e inviernos fríos en las vías (al diablo con lo que dicen)
|
| Ağustos böceğinin ölümünü ibretle seyreden karıncayım
| Soy la hormiga viendo la muerte de la cigarra con un ejemplo.
|
| Zor mu? | ¿Es difícil? |
| Zor mu? | ¿Es difícil? |
| Bu kadar da zor mu?
| ¿Es tan difícil?
|
| Kabullenmek, ya boşvermek, aldırmamak olur mu?
| ¿Está bien aceptarlo o ignorarlo?
|
| Zor mu? | ¿Es difícil? |
| Zor mu? | ¿Es difícil? |
| Bu kadar da zor mu?
| ¿Es tan difícil?
|
| Kabullenmek, ya boşvermek, aldırmamak olur mu?
| ¿Está bien aceptarlo o ignorarlo?
|
| Bur’dan kaçacak delik arasam, yok ki
| Si busco un agujero para escapar de Bur, no hay
|
| Kıracak kafa arasan öyle çok ki
| Si estás buscando una cabeza para romper, es tan malo
|
| Bugünün elleri boştu ya yarın
| Las manos de hoy estaban vacías o mañana
|
| Eli dolu gelir mi? | Viene lleno? |
| Ümit varım
| Espero
|
| Kaçacak delik arasam, yok ki
| Si busco un agujero para escapar, no hay
|
| Kıracak kafa arasan öyle çok ki
| Si estás buscando una cabeza para romper, es tan malo
|
| Bugünün elleri boştu ya yarın
| Las manos de hoy estaban vacías o mañana
|
| Eli dolu gelir mi? | Viene lleno? |
| Ümit varım
| Espero
|
| Varım, varım, varım
| Estoy dentro, estoy dentro, estoy dentro
|
| Rap Genius Türkiye | Rap Genio Turquía |