| Soğuk havadan nefret ederim
| odio el clima frio
|
| Bazen yaz ayında kar yağsa ne güzel olurdu
| A veces estaría bien que nevara en verano
|
| Aklım dengesini de bulsaydı keşke
| Desearía que mi mente también encontrara su equilibrio
|
| Nasihatlerine ihtiyacım yok
| no necesito tu consejo
|
| Söylemiş olmak için söyleyenlerin
| Para los que dijeron haber dicho
|
| Yarın kadar umut dolu
| Lleno de esperanza hasta mañana
|
| Ve dün kadar uzak tüm hedeflerim
| Y todas mis metas están tan lejos como ayer
|
| Depresyonlayım yıllardan beri
| He estado deprimido durante años.
|
| Depreşiyor duygularım düzensiz
| Estoy deprimido, mis sentimientos son erráticos.
|
| Televizyondayım hayalimde, çok ünlüyüm
| Estoy en la televisión en mi sueño, soy tan famoso
|
| Yan etkileri fena, ama haplar yine iyi geldi
| Los efectos secundarios son malos, pero las pastillas siguen siendo buenas.
|
| Hiçbir ilaç inmez yüreğime
| Ningún medicamento llega a mi corazón
|
| Yine sonu belli bir dramadayım
| Estoy en un drama con un final definido otra vez
|
| Söylediğime üzgünüm
| lamento decir
|
| Ama galiba ben hastayım
| Pero supongo que estoy enfermo
|
| Bir parça götürür her günüm
| Cada día toma un pedazo de mí
|
| Boğulur boşlukta haykırdıklarım
| Lo que grité en el vacío asfixiante
|
| Gece düşer, gelir ölüm
| Cae la noche, llega la muerte
|
| Soğur toprakta tüm yanıklarım
| Todas mis quemaduras en la tierra fría
|
| Hiçbir ilaç inmez yüreğime
| Ningún medicamento llega a mi corazón
|
| Yine sonu belli bir dramadayım
| Estoy en un drama con un final definido otra vez
|
| Söylediğime üzgünüm
| lamento decir
|
| Ama galiba ben hastayım
| Pero supongo que estoy enfermo
|
| Bir parça götürür her günüm
| Cada día toma un pedazo de mí
|
| Boğulur boşlukta haykırdıklarım
| Lo que grité en el vacío asfixiante
|
| Gece düşer, gelir ölüm
| Cae la noche, llega la muerte
|
| Soğur toprakta tüm yanıklarım
| Todas mis quemaduras en la tierra fría
|
| Gizemdeyim şimdi
| Estoy en el misterio ahora
|
| Bak, yara göründü
| Mira, apareció la herida.
|
| Bir sigara için beni bakkala götürdü
| Me llevó a la tienda de comestibles por un cigarrillo.
|
| Öldüm canını acıttığım kadar
| Morí tanto como te lastimé
|
| Acıttı öldüğüm kadar
| Me dolió hasta que morí
|
| Yine başı bozuk görünüyor olabilirim
| Podría parecer confundido de nuevo
|
| Asıl derdim bu kaygı bozukluğum
| Mi principal problema es este trastorno de ansiedad.
|
| Beni ben yapan yok artık
| Ya nadie me hace ser yo
|
| Belirsiz yolum, belirsiz sonum
| Mi camino incierto, mi final incierto
|
| Göğsüme bir şey doluyor
| Algo llena mi pecho
|
| Sıcaklığı cehennemi ve kimse bilmiyor
| El calor es un infierno y nadie sabe
|
| Kaç şarkı getirir onu?
| Cuantas canciones trae?
|
| Hiçbir ilaç inmez yüreğime
| Ningún medicamento llega a mi corazón
|
| Yine sonu belli bir dramadayım
| Estoy en un drama con un final definido otra vez
|
| Söylediğime üzgünüm
| lamento decir
|
| Ama galiba ben hastayım
| Pero supongo que estoy enfermo
|
| Bir parça götürür her günüm
| Cada día toma un pedazo de mí
|
| Boğulur boşlukta haykırdıklarım
| Lo que grité en el vacío asfixiante
|
| Gece düşer, gelir ölüm
| Cae la noche, llega la muerte
|
| Soğur toprakta tüm yanıklarım
| Todas mis quemaduras en la tierra fría
|
| Hiçbir ilaç inmez yüreğime
| Ningún medicamento llega a mi corazón
|
| Yine sonu belli bir dramadayım
| Estoy en un drama con un final definido otra vez
|
| Söylediğime üzgünüm
| lamento decir
|
| Ama galiba ben hastayım
| Pero supongo que estoy enfermo
|
| Bir parça götürür her günüm
| Cada día toma un pedazo de mí
|
| Boğulur boşlukta haykırdıklarım
| Lo que grité en el vacío asfixiante
|
| Gece düşer, gelir ölüm
| Cae la noche, llega la muerte
|
| Soğur toprakta tüm yanıklarım | Todas mis quemaduras en la tierra fría |